Graduated from TEV İnanc High School. Loves to sing, cook and read. Interested in music, economics and photography. Went through the IB program, survived. Studying International Relations in Koc University.

 

Ay dönümlerini kutlamak bana hep saçma gelirdi önceden, böyle birilerinden duyduğumda “Kutlanır mı ya!” derdim. Kutlanıyormuş, hem de çok güzel kutlanıyormuş. Bunca zorluğa, mesafelere, strese rağmen söylediğin her güzel söz ayrı bir mutluluk kaynağı oldu benim için. Güne güzel başlamak için “İyi geceler” mesajlarını sabaha saklıyorum öyle düşün :) Arada zorlansak da, yüzüme hep bir gülümseme koymayı başarıyorsun :) İşte tam da bu yüzden, bunca şeye göğüs gerdiğimiz ve inadına mutlu kalabildiğimiz için, bence her ay her gün kutlamaya değer: Nice 11 aylara, iyi ki hayatımdasın :)

Çok orijinalim, bu yazımın adı da Başlıksız olsun.

Ben geldiğim üniversiteyle ilgili neredeyse hiçbir şey blog etmemişim, çok ayıp. Vending machine haricinde okulda hayat yokmuş gibi bir izlenim olmuş, büyük yalan. Allah’ın dağında da olsak sonuçta Koç’tayız yani…

Arkadaşlarımı çok sevdim. Vallahi. Zaten sevmesem arkadaş olmam, benimki de laf. Buralarda (hala bilmeyen var mı ki) parti dediğin neredeyse her gün. Parti bileti dediğin şey peynir ekmekten daha çok gidiyor buralarda. Hı, bana sorarsan kaç tanesine gittin diye, parti ayağıma gelmedikçe gitmedim. Yarın varmış bir tane, sırf kafa dengi insanlar var diye gideceğim, biletimi bile aldım. 

Onun dışında işte ders programımı sözde kendim yaptım, ama sonra bakınca “Oh God, what have I done?” diye bağırasım geldi. Yahu iki ders arası 2 saat olur mu? Manyak mısın? Görünüşe göre öyleyim. Neyse, midterm zamanları o aralarda ödevler yapılıyor, ders çalışılıyor imiş (denedim %100 çalışıyor). 

O değil de, midterm’ler fenaymış. Bir kere neden sınavı akşam 18:30’a koyarsın ki? Beynim kulaklarımdan akıyor zaten ders çıkışı, sen bana diyorsun ki “hacı gel sınav var”. Aferin.  

Bir dışarı çıkayım diyorum mesela bazen, sonra genelde cayıyorum. Uzak ya. Sarıyer’e in, Hacıosman’a git, metroya bin, ohoooo… Gerçi İstanbul böyleymiş dediler, ben İzmir’de rahattım oh mis… Bir arkadaşım bana “15 senedir İstanbul’dayım, ben bile tamamını öğrenemedim.” dedi, ciddi ciddi korktum. Neyse, sonra düşününce her yerini bilmesem de olurmuş gibi geldi.

Aslında ben sevdim buraları. Odam var terası var, çatı katında olduğundan tavanda penceremiz filan var… O yüzden odam hep aydınlık, yağmur yağdığında da sesini tepedeki pencere sağ olsun epeyce dinleyebiliyorum. Burayı iyice habitatım belledim, yaşayıp gidiyorum yani. Bir de okulun her köşesindeki otomatlar benim en sevdiğim. Onlar ki vefalı bir dost gibi, ders aralarında hep birlikteyiz. 

Bayağıdır da yazmamıştım, iyi oldu. Oh.

PS: Şarkı dilinize dolansın diye yazıyorum, ben iki gündür bu dertteyim şayet. Kafamda deli sorular. Heheh. 

Made our own fresco in Humanities lecture… Kindergarten all over again, and I just loved it!

Made our own fresco in Humanities lecture… Kindergarten all over again, and I just loved it!

Özgürlüğümüzü budayan, ayağımızı yerden kesmenin güçlüğü mü? Bundan mıdır düşlerimizde, uçma ile düşmenin, olduk olası, bir araya gelmesi?

Narla İncire Gazel - Bilge Karasu